Yasin Suresi Arapça Harflerle Okunuşu ve Türkçe Meali

Reklam

Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresi olup 83 ayetten oluşmaktadır. Mekke döneminde nazil olan sure, adını ilk ayetinde geçen "Yâ Sîn" ifadesinden alır. İçeriğinde Allah'ın birliği, peygamberlik, ahiret hayatı ve yeniden diriliş gibi imanın temel esasları ele alınır. Aşağıda Yâsîn Suresi'nin Arapça yazılışı, Latin harflerle okunuşu, Türkçe meali ile sure hakkında temel bilgiler ve faziletine dair rivayetler yer almaktadır.

Yasin Suresi Arapça Harflerle Okunuşu ve Türkçe Meali

Yâsîn Suresi Arapça Yazılışı (Harekeli)

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

يٰسٓۜ ﴿١﴾ وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ ﴿٢﴾ اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ ﴿٣﴾ عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ ﴿٤﴾ تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٥﴾ لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ ﴿٦﴾ لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿٧﴾ اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالًا فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ ﴿٨﴾ وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ﴿٩﴾ وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿١٠﴾ اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ ﴿١١﴾ اِنَّا نَحْنُ نُحْيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ ﴿١٢﴾

439. Sayfa / 444

Yâsîn Suresi Türkçe Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

  • (1) Yâ Sîn.
  • (2-4) (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.
  • (5-6) Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
  • (7) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
  • (8) Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
  • (9) Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
  • (10) Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
  • (11) Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği halde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükafatla müjdele.
  • (12) Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
  • (13) (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
  • (14) Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
  • (15) Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
  • (16) (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
  • (17) "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
  • (18) Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
  • (19) Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
  • (20) Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
  • (21) "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
  • (22) "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca ona döndürüleceksiniz."
  • (23) "Onu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
  • (24) "O takdirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
  • (25) "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
  • (26 - 27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
  • (28) Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
  • (29) Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
  • (30) Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
  • (31) Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
  • (32) Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
  • (33) Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
  • (34 - 35) Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  • (36) Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
  • (37) Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
  • (38) Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri(düzenlemesi)dir.
  • (39) Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
  • (40) Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
  • (41) Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
  • (42) Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
  • (43) Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
  • (44) Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
  • (45) Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
  • (46) Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
  • (47) Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkar edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
  • (48) "Eğer doğru söyleyenlerseniz bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
  • (49) Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
  • (50) Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler ne de ailelerine dönebilirler.
  • (51) Sûra üfürülür. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler
  • (52) Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
  • (53) Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
  • (54) O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
  • (55) Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
  • (56) Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
  • (57) Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
  • (58) Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selam" (vardır).
  • (59) (Allah şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
  • (60 - 61) "Ey ademoğulları! Ben size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
  • (62) "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
  • (63) "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
  • (64) "İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
  • (65) O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
  • (66) Eğer dileseydik onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu halde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
  • (67) Yine eğer dileseydik oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
  • (68) Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
  • (69) Biz o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
  • (70) (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kafirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.
  • (71) Görmediler mi ki biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
  • (72) Biz o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
  • (73) Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  • (74) Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilahlar edindiler.
  • (75) Onlar ilahlar için (hizmete) hazır asker oldukları halde, ilahlar onlara yardım edemezler.
  • (76) (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
  • (77) İnsan, bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
  • (78) Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
  • (79) De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
  • (80) O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
  • (81) Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
  • (82) Bir şeyi dilediği zaman onun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
  • (83) Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Yâsîn Suresi'nin Latin harflerle okunuşu, Arapça metni okuyamayan kişilerin telaffuza yardımcı olması amacıyla aşağıda yer almaktadır. Esas olan Arapça okumaktır.

Yâsîn Suresi Latin Harflerle Okunuşu

  • 1- Yâ sîn.
  • 2- Vel kur'ânil hakîm(hakîmi).
  • 3- İnneke leminel murselîn(murselîne).
  • 4- Alâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
  • 5- Tenzîlel azîzir rahîm(rahîmi).
  • 6- Li tunzire kavmen mâ unzire âbâuhum fe hum gâfilûn(gâfilûne).
  • 7- Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fe hum lâ yu'minûn(yu'minûne).
  • 8- İnnâ cealnâ fî a'nâkıhim aglâlen fe hiye ilel ezkâni fe hum mukmehûn(mukmehûne).
  • 9- Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden fe agşeynâhum fe hum lâ yubsırûn(yubsırûne).
  • 10- Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu'minûn(yu'minûne).
  • 11- İnnemâ tunziru menittebeaz zikre ve haşiyer rahmâne bil gayb(gaybi), fe beşşirhu bi magfiretin ve ecrin kerîm(kerîmin).
  • 12- İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey'in ahsaynâhu fî imâmin mubîn(mubînin).
  • 13- Vadrıb lehum meselen ashâbel karyeh(karyeti), iz câe hel murselûn(murselûne).
  • 14- İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn(murselûne).
  • 15- Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey'in in entum illâ tekzibûn(tekzibûne).
  • 16- Kalû rabbunâ ya'lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne).
  • 17- Ve mâ aleynâ illel belâgul mubîn(mubînu).
  • 18- Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).
  • 19- Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).
  • 20- Ve câe min aksal medîneti raculun yes'â kâle yâ kavmittebiûl murselîn(murselîne).
  • 21- İttebiû men lâ yes'elukum ecren ve hum muhtedûn(muhtedûne).
  • 22- Ve mâ liye lâ a'budullezî fataranî ve ileyhi turceûn(turceûne).
  • 23- E ettehızu min dûnihî âliheten in yuridnir rahmânu bi durrin lâ tugni annî şefâatuhum şey'en ve lâ yunkızûn(yunkızûni).
  • 24- İnnî izen le fî dalâlin mubîn(mubînin).
  • 25- İnnî âmentu bi rabbikum fesmeûn(fesmeûni).
  • 26- Kîled hulil cenneh(cennete), kâle yâ leyte kavmî ya'lemûn(ya'lemûne).
  • 27- Bimâ gafere lî rabbî ve cealenî minel mukremîn(mukremîne).
  • 28- Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba'dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn(munzilîne).
  • 29- İn kânet illâ sayhaten vâhıdeten fe izâ hum hâmidûn(hâmidûne).
  • 30- Yâ hasreten alel ıbâd(ıbâdi), mâ ye'tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
  • 31- E lem yerev kem ehleknâ kablehum minel kurûni ennehum ileyhim lâ yerciûn(yerciûne).
  • 32- Ve in kullun lemmâ cemîun ledeynâ muhdarûn(muhdarûne).
  • 33- Ve âyetun lehumul ardul meyteh(meytetu), ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhu ye'kulûn(ye'kulûne).
  • 34- Ve cealnâ fîhâ cennâtin min nahîlin ve a'nâbin ve feccernâ fîhâ minel uyûn(uyûni).
  • 35- Li ye'kulû min semerihî ve mâ âmilethu eydîhim, e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
  • 36- Subhânellezî halakal ezvâce kullehâ mimmâ tunbitul ardu ve min enfusihim ve mimmâ lâ ya'lemûn(ya'lemûne).
  • 37- Ve âyetun lehumul leyl(leylu), neslehu minhun nehâre fe izâ hum muzlimûn(muzlimûne).
  • 38- Veş şemsu tecrî li mustekarrin lehâ, zâlike takdîrul azîzil alîm(alîmi).
  • 39- Vel kamere kaddernâhu menâzile hattâ âdekel urcûnil kadîm(kadîmi).
  • 40- Leş şemsu yenbegî lehâ en tudrikel kamere ve lel leylu sâbikun nehâr(nehâri), ve kullun fî felekin yesbehûn(yesbehûne).
  • 41- Ve âyetun lehum ennâ hamelnâ zurriyyetehum fîl fulkil meşhûn(meşhûni).
  • 42- Ve halaknâ lehum min mislihî mâ yerkebûn(yerkebûne).
  • 43- Ve in neşe' nugrıkhum fe lâ sarîha lehum ve lâ hum yunkazûn(yunkazûne).
  • 44- İllâ rahmeten minnâ ve metâan ilâ hîn(hînin).
  • 45- Ve izâ kîle lehumuttekû mâ beyne eydîkum ve mâ halfekum leallekum turhamûn(turhamûne).
  • 46- Ve mâ te'tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ mu'ridîn(mu'ridîne).
  • 47- Ve izâ kîle lehum enfikû mimmâ rezakakumullâhu kâlellezîne keferû lillezîne âmenû e nut'imu men lev yeşâullâhu at'ameh(at'amehu), in entum illâ fî dalâlin mubîn(mubînin).
  • 48- Ve yekûlûne metâ hâzel va'du in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
  • 49- Mâ yenzurûne illâ sayhaten vâhıdeten te'huzuhum ve hum yahıssımûn(yahıssımûne).
  • 50- Fe lâ yestetîûne tavsiyeten ve lâ ilâ ehlihim yerciûn(yerciûne).
  • 51- Ve nufiha fîs sûri fe izâ hum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn(yensilûne).
  • 52- Kâlû yâ veylenâ men beasenâ min merkadinâ, hâzâ mâ vaader rahmânu ve sadakal murselûn(murselûne).
  • 53- İn kânet illâ sayhaten vâhıdeten fe izâ hum cemîun ledeynâ muhdarûn(muhdarûne).
  • 54- Fel yevme lâ tuzlemu nefsun şey'en ve lâ tuczevne illâ mâ kuntum ta'melûn(ta'melûne).
  • 55- İnne ashâbel cennetil yevme fî şugulin fâkihûn(fâkihûne).
  • 56- Hum ve ezvâcuhum fî zılâlin alel erâiki muttekiûn(muttekiûne).
  • 57- Lehum fîhâ fâkihetun ve lehum mâ yeddeûn(yeddeûne).
  • 58- Selâmun kavlen min rabbin rahîm(rahîmin).
  • 59- Vemtâzûl yevme eyyuhel mucrimûn(mucrimûne).
  • 60- E lem a'had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).
  • 61- Ve eni'budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).
  • 62- Ve lekad edalle minkum cibillen kesîrâ(kesîran), e fe lem tekûnû ta'kılûn(ta'kılûne).
  • 63- Hâzihî cehennemulletî kuntum tûadûn(tûadûne).
  • 64- Islevhel yevme bimâ kuntum tekfurûn(tekfurûne).
  • 65- El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
  • 66- Ve lev neşâu le tamesnâ alâ a'yunihim festebekûs sırâta fe ennâ yubsırûn(yubsırûne).
  • 67- Ve lev neşâu le mesahnâhum alâ mekânetihim fe mâstetâû mudiyyen ve lâ yerciûn(yerciûne).
  • 68- Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya'kılûn(ya'kılûne).
  • 69- Ve mâ allemnâhuş şi're ve mâ yenbagî leh(lehu), in huve illâ zikrun ve kur'ânun mubîn(mubînun).
  • 70- Li yunzire men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alel kâfirîn(kâfirîne).
  • 71- E ve lem yerev ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydînâ en'âmen fe hum lehâ mâlikûn(mâlikûne).
  • 72- Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye'kulûn(ye'kulûne).
  • 73- Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşârib(meşâribu), e fe lâ yeşkurûn(yeşkurûne).
  • 74- Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehum yunsarûn(yunsarûne).
  • 75- Lâ yestetîûne nasrahum ve hum lehum cundun muhdarûn(muhdarûne).
  • 76- Fe lâ yahzunke kavluhum, innâ na'lemu mâ yusirrûne ve mâ yu'linûn(yu'linûne).
  • 77- E ve lem yerel insânu ennâ halaknâhu min nutfetin fe iza huve hasîmun mubîn(mubînun).
  • 78- Ve darebe lenâ meselen ve nesiye halkah(halkahu), kâle men yuhyil izâme ve hiye remîm(remîmun).
  • 79- Kul yuhyîhellezî enşeehâ evvele merreh(merretin), ve huve bi kulli halkın alîm(alîmun).
  • 80- Ellezî ceale lekum mineş şeceril ahdarinâren fe izâ entum minhu tûkıdûn(tûkıdûne).
  • 81- E ve leysellezî halakas semâvâti vel arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehum, belâ ve huvel hallâkul alîm(alîmu).
  • 82- İnnemâ emruhû izâ erâde şey'en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu).
  • 83- Fe subhânellezî bi yedihî melekûtu kulli şey'in ve ileyhi turceûn(turceûne).

Yâsîn Suresi Hakkında

Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresi olup 83 ayetten oluşmaktadır. Genel kabule göre Mekke döneminde nazil olmuş, yalnızca bazı ayetlerinin Medine döneminde indiğine dair farklı rivayetler nakledilmiştir. Sure, adını ilk ayetinde yer alan يٰسٓ (Yâ Sîn) ifadesinden alır. Müfessirler bu ifadenin anlamı hakkında farklı görüşler ileri sürmüş, çoğunluğu bunun hurûf-ı mukattaa kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yâsîn Suresi, Allah'ın birliği, peygamberlik, vahyin hak oluşu, ahiret hayatı ve yeniden diriliş gibi İslam'ın temel inanç esaslarını etkileyici bir üslupla ele alan surelerden biridir. Surede ayrıca geçmiş kavimlerden ibret verici örnekler, Allah'ın kudretini gösteren deliller ve inkâr edenlere yönelik uyarılar yer almaktadır. Bu yönüyle Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in mesajını özetleyen surelerden biri olarak kabul edilir.

Yâsîn Suresi'nin Nüzulü

Yâsîn Suresi, genel kabule göre Mekke döneminde, peygamberliğin orta yıllarında nazil olmuştur. Sure, Mekke'de İslam'a karşı inkâr ve baskının arttığı bir dönemde inerek Hz. Muhammed'i (s.a.v.) teselli etmiş, inkâr edenleri ise Allah'ın birliğine, vahye ve ahiret gününe iman etmeye davet etmiştir. Tefsir kaynaklarında surenin tamamının Mekkî olduğu kabul edilmekle birlikte, 12. ayetin Medine döneminde nazil olduğuna dair rivayetler de nakledilmiş, ancak bu görüş yaygın kabul görmemiştir.

Yâsîn Suresi'nin tamamının tek bir olay üzerine indiğine dair sahih bir rivayet bulunmamaktadır. Bununla birlikte bazı ayetlerin belirli olaylar üzerine nazil olduğu nakledilmiştir. Özellikle surenin son bölümünde yer alan yeniden dirilişle ilgili ayetlerin, çürümüş bir kemiği getirerek "Bunu kim diriltecek?" diye soran müşriklere cevap olarak indiği rivayet edilir. Sure boyunca Allah'ın kudreti, insanın yaratılışı, peygamberlik görevi ve ahiret hayatı güçlü delillerle anlatılarak inkârcıların iddiaları reddedilmektedir.

Yâsîn Suresi'nin Konusu

Yâsîn Suresi, İslam'ın temel inanç esaslarını ele alan ve insanı Allah'ın varlığı, birliği ve kudreti üzerinde düşünmeye davet eden surelerden biridir. Surenin ana konusu tevhid, peygamberlik, vahyin hak oluşu, ahiret hayatı ve yeniden diriliştir. Ayrıca Allah'ın kâinattaki kudretini gösteren deliller hatırlatılarak insanların ibret alması istenir.

Surede, Allah'ın elçilerini yalanlayan geçmiş toplumların kıssalarına yer verilmiş; iman edenlerin kurtuluşa, inkâr edenlerin ise hüsrana uğrayacağı bildirilmiştir. Gece ile gündüzün ardı ardına gelmesi, güneş ve ayın belirlenen düzen içinde hareket etmesi, ölü toprağın yeniden canlanması ve insanın yaratılışı gibi pek çok örnekle Allah'ın sonsuz kudreti gözler önüne serilmektedir.

Yâsîn Suresi'nin son bölümünde ise öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere cevap verilerek, insanı ilk defa yoktan yaratan Allah'ın onu yeniden diriltmeye de elbette güç yetireceği vurgulanmaktadır. Böylece sure, insanı dünya hayatının geçiciliğini düşünmeye, Allah'a kulluk etmeye ve ahiret için hazırlık yapmaya davet etmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Yâsîn Suresi'nin fazileti hakkında şöyle buyurmuştur:

"Her şeyin bir kalbi vardır; Kur'an'ın kalbi de Yâsîn'dir."

(Tirmizî, Fezâilü'l-Kur'ân, 7; Dârimî, Fezâilü'l-Kur'ân, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26)

Yâsîn Suresi'nin Fazileti

Yâsîn Suresi'nin faziletine dair Hz. Peygamber'den (s.a.v.) çeşitli hadisler rivayet edilmiştir. Bu rivayetler sebebiyle Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in en çok okunan surelerinden biri olmuş; iman edenler tarafından ibadet, dua ve tefekkür amacıyla asırlardır büyük bir önemle okunmuştur.

"Her şeyin bir kalbi vardır; Kur'an'ın kalbi de Yâsîn'dir."

(Tirmizî, Fezâilü'l-Kur'ân, 7; Dârimî, Fezâilü'l-Kur'ân, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 26)

Yâsîn Suresi, hem ölüm döşeğinde bulunan kimselerin yanında hem de vefat edenlerin ardından okunagelmiştir. Bu uygulama, Hz. Peygamber'den rivayet edilen hadisler ve İslam geleneğinde asırlardır devam eden uygulamalara dayanmaktadır. Hadislerin yorumu konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da, Kur'an okumak ve dua etmek başlı başına bir ibadet olarak kabul edilmiş; müminler Allah'ın rahmetini ve mağfiretini umarak Kur'an tilavetine devam etmişlerdir.

Yüce Allah, Kur'an-ı Kerim'de müminlere kendilerinden önce iman etmiş kimseler için dua etmelerini öğreterek şöyle buyurmaktadır:

"Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatli, çok merhametlisin."

(Haşr Suresi, 59/10)

Müslümanlar tarih boyunca Yâsîn Suresi başta olmak üzere Kur'an-ı Kerim okuyarak Allah'ın rahmetini dilemiş, kendileri ve bütün müminler için dua etmişlerdir. Bu yönüyle Yâsîn Suresi yalnızca faziletine dair rivayetlerle değil, tevhid, ahiret ve yeniden diriliş gibi imanın temel esaslarını hatırlatan güçlü mesajlarıyla da Kur'an tilavetinde ayrı bir yere sahip olmuştur.

Bu makale 1 günlük hafızların emekleri sonucu defalarca kontrol edilerek hazırlanmıştır, kaynak gösterilmden çoğaltılamaz ve yayınlanamaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Yâsîn Suresi kaç ayettir?

Yâsîn Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 36. suresi olup toplam 83 ayetten oluşmaktadır.

Yâsîn Suresi Mekkî mi, Medenî mi?

Müfessirlerin büyük çoğunluğuna göre Yâsîn Suresi Mekkî'dir. Bazı kaynaklarda 12. ayetin Medine döneminde indiği rivayet edilse de bu görüş yaygın kabul görmemiştir.

Yâsîn Suresi neden "Kur'an'ın kalbi" olarak anılır?

Hz. Peygamber'den rivayet edilen "Her şeyin bir kalbi vardır; Kur'an'ın kalbi de Yâsîn'dir." hadisi sebebiyle Yâsîn Suresi İslam geleneğinde "Kur'an'ın kalbi" olarak anılmıştır. Hadisin sıhhati hakkında farklı değerlendirmeler bulunsa da İslam âlimleri bu sureye özel bir önem vermiş, Müminler de asırlardır Kur'an tilavetinde Yâsîn Suresi'ne ayrı bir yer ayırmıştır.

Yâsîn Suresi ölen kimseler için okunur mu?

Yâsîn Suresi, İslam geleneğinde hem ölüm döşeğinde bulunan kimselerin yanında hem de vefat edenlerin ardından okunagelmiştir. Bu uygulama hadis rivayetleri ve asırlardır süregelen İslam geleneğine dayanmaktadır. Hadislerin yorumu konusunda farklı görüşler bulunsa da Kur'an okumak ve dua etmek başlı başına bir ibadet kabul edilir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla..." (Haşr, 59/10).

Yâsîn Suresi hangi konuları anlatır?

Surede Allah'ın birliği, peygamberlik, vahiy, ahiret hayatı, yeniden diriliş, hesap günü ve Allah'ın kudretini gösteren yaratılış delilleri ele alınmaktadır.

Yâsîn Suresi hangi cüzdedir?

Yâsîn Suresi Kur'an-ı Kerim'in 22. ve 23. cüzlerinde yer almaktadır.

Diğer Sureleri Okuyabilirsiniz

Reklam

Yorumlar